Kadın ağzından anlatılan, iki yetişkin kadın arasında yaşanan gizli duyguları, romantik yakınlaşmayı ve beklenmedik bir aşkı konu alan gerçekçi bir hikâye.

Benim adım Ceren. 31 yaşındayım, İstanbul’da yaşıyorum. Anlatacağım olay geçen yıl başıma geldi. O zamana kadar kadınlara karşı böyle duygular hissedebileceğimi hiç düşünmemiştim. Hatta biri bana en yakın kız arkadaşıma âşık olacağımı söylese muhtemelen gülerdim.

Ama hayat bazen insanın kendisi hakkında bildiğini sandığı her şeyi değiştirebiliyor.

Hikâyemin diğer kahramanı Dilan. 33 yaşında, 1.72 boyunda, uzun siyah saçlı, kahverengi gözlü bir kadın. Aynı reklam ajansında çalışırken tanışmıştık. Yaklaşık dört yıldır arkadaştık.

Her Şey Sıradan Bir Akşam Başladı

O cuma akşamı işten oldukça yorgun çıkmıştım. Dilan arayıp dışarıda yemek yemeyi teklif etti ama eve gitmek istediğimi söyledim.

“Öyleyse ben geliyorum. Yemek söyleriz,” dedi.

Saat sekiz civarında kapım çaldı.

Dilan elinde iki poşetle gelmişti. Üzerinde siyah tayt, bol bir gömlek vardı. Saçlarını gelişigüzel toplamıştı.

“Bu akşam kimseye dert anlatmak yok,” dedi içeri girerken.

“Peki ne yapacağız?”

“Yemek yiyeceğiz, film izleyeceğiz ve dünyayı kurtarmaya çalışmayacağız.”

Gülmeye başladım.

Dilan’ın en sevdiğim özelliği buydu. Ne kadar kötü bir gün geçirirsem geçireyim beni güldürmeyi başarırdı.

Yemek yedik, ardından salondaki büyük koltuğa geçtik. Film seçmek için neredeyse yarım saat tartıştık.

Sonunda romantik bir film açtık.

Dilan’ın Sorduğu Beklenmedik Soru

Filmin ortalarında Dilan birden bana döndü.

“Ceren, sana bir şey soracağım.”

“Sor bakalım.”

“Hiç bir kadından hoşlandın mı?”

Önce güldüm.

“Nereden çıktı şimdi bu?”

“Merak ettim.”

Bir süre düşündüm.

“Bilmiyorum. Hiç öyle bakmadım sanırım.”

Dilan başını salladı.

“Ben baktım.”

Şaşırmıştım.

“Gerçekten mi?”

“Evet. Hatta bir dönem bir kadınla ilişkim oldu.”

Dört yıllık arkadaşımın hayatıyla ilgili böyle önemli bir ayrıntıyı bilmiyordum.

“Neden hiç anlatmadın?”

“Çünkü doğru zamanı bulamadım.”

O gece uzun uzun konuştuk. Dilan bana geçmişte yaşadığı ilişkiyi, ailesine anlatamadığı duygularını ve kendisini kabul etmesinin ne kadar zaman aldığını anlattı.

Onu dinlerken içimde tarif edemediğim bir yakınlık hissettim.

Değişen Duygular

O akşamdan sonra Dilan’a bakışım değişmeye başladı.

Ofiste yanıma geldiğinde eskisinden daha fazla heyecanlanıyordum. Telefonuma mesaj attığında istemsizce gülümsüyordum.

Bir gün öğle arasında karşıma oturdu.

“Ceren, sen son zamanlarda biraz tuhafsın.”

“Nasıl yani?”

“Bazen bana bakıyorsun, sonra hemen gözlerini kaçırıyorsun.”

Yüzüm kızardı.

“Saçmalama.”

Güldü.

“Tamam, bir şey demedim.”

Ama anlamıştı.

Belki de benden önce anlamıştı.

Yağmurlu Bir Cumartesi

Yaklaşık üç hafta sonra Dilan’la birlikte Kadıköy’de akşam yemeği yedik.

Restorandan çıktığımızda yağmur başlamıştı. Arabaya kadar koşarken Dilan elimi tuttu.

Normalde bunu garipsemezdim. Sonuçta yıllardır arkadaştık.

Ama bu kez elini bırakmak istemedim.

Arabaya bindiğimizde ikimiz de sessizdik.

Dilan bana döndü.

“Ceren, aramızda bir şey değişti mi?”

Kalbim hızlandı.

“Bilmiyorum.”

“Bence değişti.”

Gözlerimi kaçırdım.

“Dilan, korkuyorum.”

“Neden?”

“Çünkü ne hissettiğimi tam olarak bilmiyorum.”

Elimi tuttu.

“Bilmek zorunda değilsin. Kendine zaman verebilirsin.”

O an ona sarılmak istedim.

Ve sarıldım.

İlk Öpücüğümüz

O gece Dilan beni eve bıraktı.

Arabadan ineceğim sırada bana seslendi.

“Ceren.”

Döndüm.

“Efendim?”

“Bir şey söylemek istiyorum.”

“Söyle.”

“Ben senden uzun zamandır hoşlanıyorum.”

Birkaç saniye konuşamadım.

“Ne zamandır?”

“Belki bir yıldır. Ama arkadaşlığımızı kaybetmek istemedim.”

Gözlerim dolmuştu.

“Ben ne zamandır böyle hissediyorum bilmiyorum,” dedim. “Ama artık seni yalnızca arkadaşım gibi görmediğimi biliyorum.”

Dilan hafifçe gülümsedi.

“Peki seni öpebilir miyim?”

Başımı salladım.

Yavaşça yaklaştı.

Dudaklarımız ilk kez buluştuğunda ikimiz de heyecanlıydık. Öpücüğümüz kısa sürdü ama geri çekildiğimizde birbirimize gülümsememiz uzun sürdü.

“İyi misin?” diye sordu.

“Evet,” dedim. “Hem de çok.”

Birlikte Geçirdiğimiz İlk Gece

Birkaç gün sonra Dilan evime geldi.

Bu kez ikimiz de aramızdaki duyguları saklamıyorduk.

Birlikte yemek hazırladık. Mutfakta müzik açtık, dans ettik ve bol bol güldük.

Gece ilerledikçe sohbetimiz daha kişisel hâle geldi.

Dilan bana dönüp, “Seni hiçbir şeye zorlamak istemiyorum,” dedi.

“Biliyorum.”

“Ne hissediyorsan söylemeni istiyorum.”

Elini tuttum.

“Şu an yalnızca yanında olmak istiyorum.”

Bana sarıldı.

O gece birbirimize uzun uzun sarıldık, öpüştük ve hissettiklerimizi açıkça konuştuk. Aramızdaki romantik yakınlık ikimiz için de yeni bir dönemin başlangıcıydı.

Gecenin geri kalanını ise yalnızca bize ait bıraktık.

Ertesi Sabah

Sabah uyandığımda Dilan mutfakta kahve hazırlıyordu.

Üzerinde benim bol tişörtlerimden biri vardı. Saçlarını toplamıştı.

Beni görünce gülümsedi.

“Günaydın güzelim.”

O iki kelimeyi duyduğumda içim ısındı.

“Günaydın.”

Yanına gidip sarıldım.

“Bir şey soracağım,” dedim.

“Sor.”

“Biz şimdi sevgili miyiz?”

Gülmeye başladı.

“Sen ne olmak istiyorsun?”

Bir süre düşündüm.

“Senin sevgilin olmak istiyorum.”

Dilan yüzüme baktı.

“Ben de.”

Altı Ay Sonra

Dilan’la ilişkimizin üzerinden altı ay geçti.

İlk zamanlarda çevremizdeki insanların ne düşüneceğini çok önemsedim. Özellikle aileme nasıl anlatacağımı bilmiyordum.

Dilan bana hiçbir konuda baskı yapmadı.

“Hazır olduğunda anlatırsın,” dedi.

Zamanla kendimi daha rahat hissetmeye başladım.

Birlikte tatile çıktık, arkadaşlarımızla tanıştık ve geleceğe dair küçük planlar yaptık.

Elbette tartıştığımız zamanlar oldu. Bazen kıskandık, bazen birbirimizi anlamakta zorlandık.

Ama her defasında konuşarak çözüm bulmaya çalıştık.

Geçenlerde eski fotoğraflarımıza bakıyorduk. Dilan dört yıl önce çekilmiş bir fotoğrafımızı gösterdi.

“Bak,” dedi. “Daha o zaman sana âşıkmışım.”

Fotoğrafta yan yana durmuş, birbirimize sarılmıştık.

Gülümsedim.

“Keşke daha önce söyleseydin.”

“Ya sen beni reddetseydin?”

Elini tuttum.

“Belki de bazı şeylerin doğru zamanı vardır.”

O gece başımı omzuna yasladım ve düşündüm.

Hayatım boyunca aşkın nasıl olması gerektiğine dair pek çok fikrim olmuştu. Ama hiçbiri Dilan’la yaşadıklarıma benzemiyordu.

Benim için aşk artık bir erkeğin ya da kadının kim olduğuyla değil, yanında kendimi nasıl hissettiğimle ilgiliydi. Ve ben Dilan’ın yanında ilk kez gerçekten kendim olabiliyordum.

Hikâyeyi daha özgün ve derinleştirİlk yakınlaşmayı daha doğal geliştir