34 yaşındayım. On yıldır evliyim. Eşimle, Can’la, üniversitenin son sınıfında tanışmıştık. O zamanlar her şey daha hızlıydı. Şimdi ise hayat daha ağır akıyor. İki çocuk, kredi, iş toplantıları, akşam yemekleri, uyku saatleri… Arada bir birbirimize bakıyoruz ama o bakışlar eskiden olduğu gibi ateşli değil. Daha çok “yorgunum” diyor.

O cumartesi akşamı çocuklar anneannede kalıyordu. Ev sessizdi. Can işten erken gelmişti. Kravatını çıkarmış, kollarını sıvamış, mutfakta ayakta bira içiyordu. Ben de salonda kanepeye uzanmıştım. Televizyon açık ama sesi kısık. Hiçbirimiz konuşmuyorduk. Sadece var olmak yetiyordu.

Bir ara Can yanıma geldi. Bira şişesini masaya bıraktı. “Yorgun musun?” diye sordu. Başımı salladım. O da kanepeye oturdu. Omuzlarımız birbirine değdi. On yıl önce bu değme bile titreme yaratırdı. Şimdi ise tanıdık bir sıcaklıktı. Can elini dizime koydu. Parmakları pantolonumun kumaşında gezindi. Çekmedim.

Yüzüme baktı. Gözlerinde o eski ışık yoktu ama bir şey vardı. Yavaşça yaklaştı. Öptü. Dudakları tanıdıktı. Biraz bira, biraz da onun kokusu. Dilini hissettim. Ellerim boynuna gitti. Saçları kısa kesilmişti, avucumda sert duruyordu. Can’ın eli bluzumun altına girdi. Sütyenimin üzerinden göğsümü kavradı. Başparmağı uçta gezindi. İnledim. Sesim kendi kulağıma yabancı geldi.

Yatak odasına geçtik. Işığı yakmadık. Perde yarı açıktı, sokak lambası odaya sarı bir ışık döküyordu. Can tişörtünü çıkardı. Göbek biraz sarkmıştı, ama omuzları hâlâ genişti. Ben de bluzumu ve sütyenimi çıkardım. Can göğüslerime eğildi. Dilini uçlarda gezdirdi, emdi, hafif dişledi. Ellerim saçlarına gömüldü. On yıl önce olduğu gibi aynı yerden inliyordum.

Yatağa yattık. Can pantolonumu indirdi. Külotumu kenara çekti. Parmaklarını yavaşça içeri soktu. Islaktım. İki parmak, tanıdık bir ritim. Başparmağı klitorisime baskı yaptı. Gözlerimi kapadım. “Hâlâ aynı yeri biliyorsun” dedim. Can güldü. Sesinde yorgunluk vardı ama istek de vardı.

Başımı eğdim. Onu ağzıma aldım. Sıcak ve sertti. Dilimi etrafında dolaştırdım. Can’ın eli saçlarıma gitti. Ritmi ben verdim. Bir süre böyle devam ettik. Sonra beni ters çevirdi. Dizlerimin üzerine çöktüm. Kayganlaştırıcı kullandık. Yavaş yavaş girdi. Dolu hissettim. Birkaç saniye durdu. “Tamam mı?” diye sordu. Başımı salladım. Sonra hareket etmeye başladı. Yavaş, derin. Her itişte biraz daha içeri. Ellerim yastığa gömüldü. Can’ın eli belime sarıldı, diğer eli önden klitorisimi okşadı.

Tempo arttı. Yatak gıcırdıyordu. On yıl önceki gibi değildi ama daha gerçekti. Ter kokuyorduk. Can’ın nefesi boynuma değiyordu. “Boşalacağım” dedim. O da hızlandı. Birlikte geldik. İçimde boşaldı, ben de parmaklarının üzerinde. Kasılmalar peş peşe geldi. Birkaç saniye öyle kaldık. Sonra yavaşça ayrıldık.

Yan yana uzandık. Can elini göğsüme koydu. Kalp atışımı dinledi. “Uzun zamandır böyle olmamıştı” dedi. Sesinde şaşkınlık vardı. Ben de başımı salladım. Konuşmadık. Sadece nefes aldık. Dışarıdan bir araba geçti. Sonra sessizlik.

Bir süre sonra Can tekrar döndü. Bu sefer daha yavaştık. Ben üstüne çıktım. Kendimi indirdim. İçerideyken durdum. Göz göze bakıyorduk. On yıl önceki o bakış değildi ama tanıdıktı. Hareket etmeye başladım. Kalçalarımı kaldırıp indirdim. Can’ın elleri göğüslerimde gezindi. Tempo tuttum. Daha derin. Can’ın nefesi hızlandı. Bir eliyle belimi tuttu. Bu sefer daha uzun sürdü. İkimiz de ikinci kez geldik. Ben öne doğru eğildim, alnımı onun omzuna yasladım.

Sonra duşa girdik. Sıcak suyun altında birbirimizi yıkadık. Can saçlarımı yıkadı. Ben de onun sırtını. Sabun köpüğü kaydı. Tekrar öpüştük. Bu sefer acele yoktu. Sadece dudaklar ve nefes.

Havluyla kurulandıktan sonra yatağa döndük. Çarşaflar dağınıktı. Can tişörtünü giydi, ben de onun büyük tişörtünü aldım. Yan yana yattık. Can kolunu omzuma attı. Başımı göğsüne yasladım. Kalp atışını dinledim. Düzgün, yavaş.

“Yarın çocuklar gelecek” dedim. Can “Biliyorum” dedi. Sesinde pişmanlık yoktu. Sadece gerçeklik vardı. Bir süre daha öyle kaldık. Sonra ışıkları kapattık. Uyumadık hemen. Sadece yan yana yattık. On yıllık evliliğin içinde, bir cumartesi gecesi, iki yorgun beden ve hâlâ çalışan bir yakınlık.

Sabah uyandığımda Can hâlâ yanımdı. Gözlerini açtı, bana baktı. Gülümsedi. Ben de gülümsedim. Hiçbir şey abartılı değildi. Ne büyük laflar, ne yeniden âşık olma vaatleri. Sadece iki insan, on yıllık bir evlilik ve o gece birbirlerine tekrar dokunabilmeleri.